Eğitimciler Yeni Eğitim-Öğretim Yılına Hazır mı?

Twitter’ daki anketime göre yeni eğitim-öğretim yılına hazır mısınız” sorusuna eğitimcilerin;

%35 Her üç öğretmenden daha fazlası demek. Kararsızların durumu da eklersek, ciddi oranda eğitimci yeni eğitim öğretime hazır değil.
Peki neden?

Yine Twitter’ daki anketime göreHazır hissetmeyi engelleyen en önemli etmen nedir?” sorusunu sordum.

Eğitimin kalitesi eşittir öğretmen kalitesi.

Verimli bir eğitim öğretim bekliyorsak, oksijen maskesini önce öğretmenlere uzatacağız. Bu nedenle  öğretmenlerin kendini toparlama gücüne değinmemiz gerekir.
Neden?

Çünkü öğretmenler;

  • Rol modeldir
  • Mesleğine bağlılığı önemlidir
  • Okul başarısının bel kemiğidir
  • Öğrenci ihtiyaçlarını karşılar
  • Özyeterlilik duygusu
  • Motivasyon
  • Değişen koşullara uyum sağlama gibi, eğitimin en önemli ana hatlarının can damarıdır.

Anketi incelemeye devam edelim.  Eğitimcilerin %22,7’ si içsel motivasyon sorunu nedeniyle kendini yeni eğitim-öğretime hazır hissetmediğini oylamıştı. %13,3’ ü de sağlık kaygıları seçeneğini oylamıştı.

Pandemi sürecinde olduğumuz için, bireyin kendi sağlığı ile ilgili duyguduğu kaygıları da içsel motivasyon sorunuyla bağlantılı olarak düşünmek zorundayız.

Peki ne yaparsa öğretmenler kendini yeni eğitim-öğretim yılına daha hazır hisseder?

Bardağın dolu tarafına bakmadan önce risk faktörlerini görelim. Neden demotive hissediliyor? Yüzlerce neden arasından belli başlı olanlar şunlar:

  • Zorlayıcı yaşam öyküleri yaşamış olma
  • Düşük benlik saygısı
  • Kronik hastalıklar
  • Sigara-alkol kullanımı
  • Zor ebeveynlerle büyüme
  • Vefat, kayıp, yas
  • Aile içi şiddet (fiziksel, ekonomik, psikolojik, cinsel vb.)
  • Çocuk yetiştirme kaygıları
  • Okula aidiyet duymama
  • Olumsuz okul iklimi
  • Güvenli olmayan okul çevresi
  • Olumsuz okul iklimi
  • Ekonomik zorluklar
  • Salgın hastalıklar
  • Doğal afetler
  • Göç ve göçmenlik
  • Ayrımcılığa maruz kalma
  • Terör
  • Yardım alacak profesyonellere ulaşamama

Bu saydıklarım öğretmenlerin sıkılıkla taşıdığı ve yaşadığı risk fatörlerinin başında geliyor.

Peki ne yaparsa öğretmenler kendini yeni eğitim-öğretim yılına daha hazır hisseder?

  • Endişe, eleştiri, şikayet etme ve incinme üzerinde daha az durmak çok önemli. Beyni öfke, kaygı ve suçlulukla beslememek lazım
  • Pozitif duygular neler? Daha az sıklıkta yaşanılan pozitif duyguları çoğaltmaya bakmak lazım.
  • Hangi kayıplar ne öğretti? Bunların bir listesini hazırlamak çok gerekli. Böylelikle hayatta verilen savaş ve mücadelelerin -kaybedilse bile- ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlayabiliriz.

        Alışılmışın dışına çıkmalı. Alışılmadık şekilde düşünmek, yaklaşmak ve davranmak en ama en önemli anahtar.

Bunun için basit birkaç tüyo:

  • En güçlü, güzel ve özel özelliklerin 10 tanesini sıralayarak listeye başlayabiliriz.
  • Sosyal medya hesaplarınızı hergün bir konuyla ilgili “iyi içerikle” doldurmak,
  • Aile üyelerine sürpriz kartlar yazmak ve
  • Uzun süredir görüşmediğiniz sevdiklerinizi, dostlarınızı mümkünse görüntülü aramak psikolojik ihtiyaçlarımız için alışılmışın dışında önerilerden 4 tanesi.

İşte tüm bunları işe koşarak belirli bir oranda daha motive, kendini toparlamış ve güçlü hissedilebilir.

Sonuç olarak, sürecin getirdiği belirsizlik devam ediyor. Belirsizliğe tolerans göstermek, içinde yaşadığımız zamanın en önemli becerisi haline geldi. Belirsizliğe karşı tolerans göstermek için devreye kişisel özelliklerimiz giriyor.

Kendini toparlayabilen, esnek davranabilen kişiler ve en önemlisi ezberin, rutinin dışında davranan kişiler çok daha güçlü ve koşullara göre daha dayanıklı olabiliyor.

Bu nedenle, okullar açılmaya yakın olan bu süreçte yılmazlık, esneklik ve toparlanma becerimize sahip çıkalım derim.

Yeni eğitim-öğretim yılında herşey gönlünüzce olsun

Aylin Çalışkan

Rehber Öğretmen

Kaynakça:

Prof. Dr. Şerife Işık, Gazi Üniversitesi, Kendini Toparlama Becerisi Sunumu

0-2 yaş aile anne baba bebek bekar anne blog blogger boşanma covid19 disleksi ebeveyn ekran süresi evlilik eğitim günlük rutin hamilelik hibrit eğitim ilkokul mahkeme okul okuma yazma pomodoro tekniği psikoloji rehberlik sınır çizme uyku uzaktan eğitim velayet yenidoğan zaman yönetimi çocuk çocuk gelişimi özel öğrenme güçlüğü öğretmen

Aylin Anne

Aylin Anne – Aylin Çalışkan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim bölümünü bitirdi. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı başta olmak üzere çeşitli kamu kuruluşlarında insan kaynakları stajları yaptı. Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim bölümünden özel eğitim öğretmenliği sertifikası aldı ve bu branşta 12 yıl hizmet verdi. 2014 yılından bu yana rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında rehber öğretmen olarak hizmet veriyor. STK’ larda kurucu ve gönüllü olarak çalışan Aylin Çalışkan Mart 2006’da Eğitim Bilimleri Derneği’ ni kurdu. Okulların yapısı ve işleyişiyle ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı’yla görüşmelerin gerçekleştiği bu dernek kapsamında etkinlikler gerçekleştirdi. Sabah Gazetesi Kültür Sanat bölümü ve kitap eklerinde çocuk kitapları üzerine yazdı. Daha sonra Hürriyet Aile ve Hürriyet gazetesinin internet sitesinde Aylin Anne olarak anne-çocuk, eğitim ve özel eğitim üzerine yazılar yazdı. Perşembe Anneleri isimli bir kitabı olan Aylin Çalışkan, bu kitabında özel gereksinimli 15 çocuğun annesiyle yaptığı röportajları bir araya getirmiştir. 2010 yılında çiçeği burnunda bir anneyken açtığı bloğunu herkese iyi içerik sunmak üzere revize edip tekrar yayına almıştır. Blog, köşe, kitap yazarı, eğitimci, rehber-psikolojik danışman olarak kariyerine devam etmekte olan Aylin Çalışkan fotoğraf, yoga, astroloji ve pek çok spritüel konuyla yakından ilgilenmektedir. Bekar ve bir çocuk annesidir.

You may also like...

2 Responses

  1. İlknur A. dedi ki:

    Ne güzel tespitler ve sonrası için öneriler; harika bir yazı olmuş 👌

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir