Çocuklar Duygusal Yönden Nasıl Beslenir

Sınır çizmenin en kaliteli yolu duygusal yönden çocuğu beslemekten geçer.

Hemen çok basit bir örnek verelim. Günde 3 ana öğün 3 ara öğün olarak beslenmemiz gerekiyor, öyle değil mi? Bu durum beslenme kurallarına uygun olduğunda hem koruyucu hem de geliştirici midir? Evet.

Diğer bir soru; düzenli ve dengeli beslenirsek açlık krizlerimiz, tuhaf beslenme alışkanlıklarımız olur mu? Hayır olmaz. Bu nedenle bedenimizi nasıl besliyorsak, duygularımızı da beslemeliyiz. Ama bu bahsettiğim şey ikili ilişkiler veya toplumsal kalabalıklarla ilgili değil. Tamamen içsel bir beslenme.

Kendini duygusal olarak besleyen anne bebeğini de duygusal olarak besler

Beyin esnektir. Herzaman kendini toparlamaya doğru gelişir. Olumsuz anıları silmek ister. Hep bir hayatta kalma ve pozitif olma ilkesi devrededir. Bu cebimizde bonus olsun.
Şimdi duygusal beslenmeye geçelim. Duygusal beslenme veya diğer adıyla duygusal doyum nedir? Önce bu kavrama bakalım.

  • – Bebeğin dünyaya geldiğinde ihtiyaç duyduğu ilk şey güvendir. Kendisine güven verecek, bakımını sağlayacak birisine ihtiyaç duyar ve bağlanmak ister. Bu nedenle onu dünyaya gelen annesine bağlanma ihtiyacı hisseder.
  • Bakımının gerçekleşmesi için yapabildiği tek şey ağlamaktır. Ağladığı zaman temel ihtiyaçları giderilen bebek daha az ağlar.
  • Daha fazla memnuniyet ve mutluluk tepkisi verir.
  • Güven hissi ve rahatlama ile dolar. Bu döngü devam ettikçe bebek de mutlu olmaya devam edecektir. Yalnız burada bebeğin bakımı ve temel ihtiyaçları konusunu açmamız lazım.

Bakım deyince aklımıza ne gelir?
-Beslenme
-Uyku
-Temizlik
Buraya kadar bakıldığında hepsi fiziksel bakım olarak tanımlanacaktır. Ama bebeğin asıl ihtiyaç duyduğu temel GÜVEN’dir. Nasıl mı? Bebek fiziksel bakım sırasında sesleri, kokuları, yüzleri, tatma duyusunu ve en ama ennnn önemlisi dokunma yani temas duygusunu kullanır. Eşleştirmeler yapar. Yüz; annenin yüzü mü? Ses annenin sesi mi? Koku annenin kokusu mu? gibi… Bu duymak istediği TEMEL GÜVENi oluşturma çabasından başka hiçbir şey değildir.

Bebekler gece acıktığı veya susadığı kadar “annem burada mı”, “ beni bırakıp gitti mi” iç güdüsüyle hareket ederek uyanır. Yapabildiği tek şey ağlamaktır. Ağlar ve sizin yakında olup olmadığınızı anlamaya çalışır. Aldığı her olumlu geri dönüş onun her yönden sağlıklı gelişmesini sağlayacaktır.

Ağlayan Bebek Nasıl Susturulur?
En kolayı emzirerek susturmak olsa gerek. Ben de hemen mememi çıkarıp emzirirdim. Bunu daha çok kalbimden fışkıran “bebeğim ağlamasın” kaygısıyla yaptığımı çok iyi biliyorum. Fakat bunun dışında daha kolayı var. Ünlü tıp bilgini İbni Sina 700 yıl önce şöyle diyor: “Anneler bebeklerini kucaklayarak ve tatlı bir ses tonuyla ninni söyleyerek sakinleştirebilirler” . Çok evrensel bir gerçek aslında.

Hiç denediniz mi?Haydi beraber bir deneme yapalım.

Bebeğiniz ağlıyor.
Yanına gidin.
Yumuşacık bir şekilde kucaklayıp bağrınıza basın.
Şimdiden beyninde kimyasal değişim başladı ve sakinleşmeyi öğrenmek için bir adım attı.
Derin bir nefes alın ve tatlı bir ses tonuyla mırıldanmaya başlayın.
İşte en sihirli an…
Bütün duyular etki altında.
Görme, işitme, koklama ve en güçlüsü dokuna-ten teması.
Kucağınızda olduğunu biliyor.
Dünyanın en GÜVENLİ yerinde olduğunu biliyor.
Bu koskoca dünyaya karşı GÜVENLİ bir başlangıç yapmaya hazır.
İşte özGÜVEN mayalanmaya başladı.
ÖzGÜVENin mayası temel güven ve temel bağlanmadır.
Aidiyet duygusu gelişiyor.
Beyni gelişiyor.
Zekası bir sıçrama tahtası olmak üzere sağlıklı bir zemine sahip oluyor.

Bebeğimizi veya çocuğumuzu günde kaç kez kucaklamalıyız?
Kimsesiz çocuklarla çalıştığım dönem kurum uzmanlarından bilgi ve eğitimler almıştım. Orada bize söylenen bu çocukların en çok kucaklanmaya ihtiyaç duyduğu idi. Buradaki altın anahtar bilgi ise şu:
Ayakta kalabilmek için günde dört kez kucaklanmaya ihtiyacımız var. Başarılar elde edebilmek için günde sekiz kere kucaklanmaya ihtiyacımız var. Büyümek içinse günde on iki kere kucaklanmaya ihtiyacımız var…“Virginia Satir

Her insanın;
-Hayatta kalma arzusu için günde dört kucaklaşmaya ihtiyacı var.
-Duygusal sağlığını koruması için sekiz kucaklaşmaya ihtiyacı var.
-Her yönden gelişmesi için on iki kucaklaşmaya ihtiyacı var.
Birincisi fiziksel gelişim için gerekli. İkincisi duygusal sağlığını korumak için. Üçüncüsü ise fiziksel, duygusal, sosyal, zihinsel, motor beceri … için gerekli.

Biliyor musunuz?
Yuvadan gelen çocukların çoğu temel güven ihtiyacı bakım veren bir anne tarafından karşılanmadığı için –zihinsel olarak herhangi bir sorun olmadığı halde– daha donuk, duygusal olarak daha az duygu tonuna sahip, özgüveni düşük ve fiziksel olarak akranlarından geridedir ne yazık ki.
Şimdi kucaklaşmanın sihirli gücünü öğrendiniz.
Artık kafanızdaki karmaşayı sonlandırabilirsiniz.
Eskiden kalma; “kucağa alıştırma, şımarık olur” teorisini çöpe atabilirsiniz.
Bebeğinizin huzurlu, dikkatli, özgüvenli, sosyal yanı güçlü, kendini tanıyan, başkalarının duygularını ve davranışlarını kestirebilen yani duygusal okuryazarlığı olan bireyler yetiştirmek için gerekli donanım elinizde.

Ayrıca;
Bebeğe veya çocuğa bakım verenlerin sayısı sabit olmalı ve yüzler sık sık değişmemeli.
Dadı seçimine ekstra dikkat edin.
Dil gelişimi için lütfen bebek ile anadili aynı olan dadılar seçin.
Sık sık dadı değiştirmeyin.
Büyükanne ve büyükbabaların bakımı paylaşmasına izin verin veya destek isteyin. Çocuk çekirdek ve geniş ailesini tanıdıkça, köklü bağlar kurdukça bu hayata çok daha iyi hazırlanacaktır.

Bir de rutininiz olsun ve o rutini bozmayın. Aynı saatlerde yesin, aynı saatlerde uyusun, aynı saatlerde sokağa çıksın. Biyoritm yakalayan bebek –ki bu süreç anne karnında başlar– herşeyi daha çabuk kavrar.

Çocuk danışanlarıma hep sorarım: Annenin en iyi yanı nedir? Genelde hep aynı yanıtı alırım: Gülümsemesi, beni kucağına alması, beni okşaması…
Temel ihtiyaç olan ten temasının ömrü tükenmiyor sevgili okurlar. Hayatımızın son nefesine kadar güvenle kucaklanmak ve güvede olduğumuzu hissetmek istiyoruz. Bu nedenle ailemizin kıymetini bilerek sık sık kucaklaşıp, mutlu olmanın yolunu sağlamlaştırabiliriz.
Haydi ne duruyorsunuz? Kimse istemeden gidin bebeğinize, eşinize, ebeveynlerinize sarılın. Günde 12 kez unutmayın.

Aylin Anne

Aylin Anne – Aylin Çalışkan
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim bölümünü bitirdi. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı başta olmak üzere çeşitli kamu kuruluşlarında insan kaynakları stajları yaptı.

Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim bölümünden özel eğitim öğretmenliği sertifikası aldı ve bu branşta 12 yıl hizmet verdi.

2014 yılından bu yana rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında rehber öğretmen olarak hizmet veriyor.

STK’ larda kurucu ve gönüllü olarak çalışan Aylin Çalışkan Mart 2006’da Eğitim Bilimleri Derneği’ ni kurdu. Okulların yapısı ve işleyişiyle ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı’yla görüşmelerin gerçekleştiği bu dernek kapsamında etkinlikler gerçekleştirdi.

Sabah Gazetesi Kültür Sanat bölümü ve kitap eklerinde çocuk kitapları üzerine yazdı. Daha sonra Hürriyet Aile ve Hürriyet gazetesinin internet sitesinde Aylin Anne olarak anne-çocuk, eğitim ve özel eğitim üzerine yazılar yazdı.

Perşembe Anneleri isimli bir kitabı olan Aylin Çalışkan, bu kitabında özel gereksinimli 15 çocuğun annesiyle yaptığı röportajları bir araya getirmiştir.

2010 yılında çiçeği burnunda bir anneyken açtığı bloğunu herkese iyi içerik sunmak üzere revize edip tekrar yayına almıştır.

Blog, köşe, kitap yazarı, eğitimci, rehber-psikolojik danışman olarak kariyerine devam etmekte olan Aylin Çalışkan fotoğraf, yoga, astroloji ve pek çok spritüel konuyla yakından ilgilenmektedir. Bekar ve bir çocuk annesidir.

You may also like...

12 Responses

  1. İpek AKSOY (Psikologanne) dedi ki:

    Bu yazınıza ba-yıl-dım. Bence anneler için çok yararlı ve her zamanki gibi bilimsel bir temele oturmuş bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık. Bu arada Urla’da kahve teklifimde ısrarcıyım 🙂

  2. meryem dedi ki:

    Bayıldım yazına canım😍 kucaklayasim geldi çocuklarımı❤ ama uzaktayim😥 eve geçince bol bil kucaklayacagim👍

  3. Hacer dedi ki:

    Her defasında (Allah korusun) son kez sarılır gibi içime sokacak kadar sıkıca kucaklıyorum öperken koklarken hep bunu yapıyorum ve hep kahkahalar atıyor hamd olsun 😍 bana bukadar sevme çok şımarık olur diyorlar onlara cevap gibi bu yazi kaleminize sağlık 💞

  4. Nurten dedi ki:

    Çok güzel bir yazı ” güven ” önemli ve güzel bir sözcük. Bu yazıyı okurken, yetiştirme yurdundan 40 günlükken alınan bir öğrencimin mutlu bir aile yaşantısı olmasına rağmen yüzündeki güvensizlik, dikkat çekme isteği çözemediğim duygularının nedeninin, annesi ile temasının erken kopmuş olmasından kaynaklanmış olabilir mi?diye düşündüm. Devamını bekleriz hocam.

    • Aylin Anne dedi ki:

      Bunun cevabını verebilmek için uzun görüşmeler, dikkatli çalışmalar yapmak gerek. Belki ondan sonra… Kimbilir iç dünyasında neler var yavrunun. Öptüm onu

  5. loveandsmile dedi ki:

    Şefkatin tatlı dilin çözemeyeceği şey yok ki..ne kadar güzel bir yazı

  6. Beyza dedi ki:

    Ellerinize, emeğinize sağlık. Çok faydalı bir yazı olmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir