Bekar Anne Olmak ve Olmamak! İşte Bütün Mesele bu

Takip edenler bilir, annelik hayatımın yarısından fazlası bekar statüsünde geçiyor. Bu yazımda bekar anneliğe geçişle ilgili yazmak istedim. Çok kritik ve zor olan bu kararı alırken nelere dikkat etmeli ve sonrasında sizi neler bekliyor. Buyrun

Evlilik insanoğlunun kendi eliyle yarattığı çok tuhaf bir kurum. Psikolojinin derinliklerine indikçe, bilinçaltımızın derinlerinde dolaştıkça gözümde gün geçtikçe çok daha tuhaf bir mekanizma olarak yerini alıyor. Bir yandan da çocukluk çağımın evliliklerini anımsamaktayım. Birbirine bağlı, sebahatkar, saygılı ve usul usul seven eski jenerasyonlardan bahsediyorum. 1950’lerin başında anne-baba olmuş, İkinci Dünya Savaşı’ nın etkileri nedeniyle birbirine sıkı sıkı kenetlenmekten başka çaresi olmayan büyükanne ve babalarımızın evliliğini, dünyada değişim rüzgarlarının estiği 1980’lerin evlilikleri almış. Bize göre yine daha sabırlı ve saygılı olduklarını düşünüyorum.

 

Bizim jenerasyon ise 2010’lara doğru imzayı atıp evlilik kurumuyla tanışanlardan. Soruya ait yanıtlardan tutun, meslek seçimine kadar herşeyin çoktan seçmelisine alışmış, serbest ekonominin rüzgar gülleriyle aşina, bir o kadar apolitik ve yönünü bulmakta güçlük çeken bir jenerasyonuz biz. Sınırların kalktığını sandığımız bir dünyada alabildiğine özgür olduğumuzu zannederek yetişkinliğe adım attık. Bizim evliliklerimiz baskıcı, yıkıcı, sarsıcı, sıkıcı olmayacaktı. Emindik.

 

Belki de en çok boşanma oranı 1970-1980 kuşağında görülüyor. İşte hepsi kendimizi alabildiğine özgür ve bir o kadar eğlenceli zannetmemizin hataları. Evlilik kurumu için fazla hafif veya fazla ağır yanlarımız var anladığım kadarıyla. Çocukluğumuzda oynadığımız oyunlarda biz bilinci egemenken, evliliğimize gelinceye kadar geçen yıllarda ben dediğimiz için, kökümüzdeki bilince ermek hepimizi bir köşeye oturttu.

 

Bunlar benim kendi çapımda düşündüğüm sosyolojik başlıklar. Bir de boşanma kararı almak zorunda kalmayı ele almak isterim.

 

Her ne kadar kötüymüş gibi gözükse de, bir ve iki jenerasyon öncesine göre korkunç algılansa da, bizim nesil için eşle yolları ayırmak güç değil. Çünkü olmuyorsa, oldurtmaya çalışmanın bir gereği yoktu. Evlilik baskıcı, yıkıcı, sarsıcı ve sıkıcı olmaya doğru gittiği için bu kararları aldık. Anne-baba, büyükanne ve büyük babalarımıza göre daha bencil adlandırılmamızın altında sınır çizmeyi bilmemiz yatıyor.

Bizim jenerasyonun kadınları şu şekilde itiraz etti:

  • Hayır, sen beni hizmetçi gibi kullanamazsın.
  • Hayır, sen beni maaşlı çalışanın gibi kullanamazsın.
  • Hayır, sen beni cinsel nesne gibi kullanamazsın.
  • Hayır, sen beni eşe dosta karşı aksesuar gibi kullanamazsın.

 

Eğer arada saygı, sevgi, eğlence ve ortak herhangi bir mutluluk yoksa, yollar ayrılmalı” mantığıyla hareket ediyoruz. Vizyonumuzda mutlu birey=mutlu yuva felsefesi var ve haliyle itirazlarımızın dozu epey yüksek. Çünkü kültür, iletişim, ekonomi ve hayatın genel akışı dar bir alanda o kadar hızlı akar oldu ki; birilerini arkamızda bırakmak kendiliğinden kolaylaştı. Hızla kopuyor ilişkiler…

 

İşte bu süreçte çağlar boyu hiç değişmeyen duygulardan derin bir şekilde bahsetmek gerek. Anne olmak, anne olmaktır. En temel haliyle çağlar boyu değişmeyen ve değişmeyecek gibi duran bir yapıdır annelik. Bir varoluş hali. Hamilelik, doğum, emzirme, bebeğin bakımı, annelik duygularının kökleri hep aynı yere gidiyor; içimizdeki anneye doğru… En ufak şeyde üzerine titrerken, çocuğun diğer ebeveyniyle ayrılma kararı almak dünyanın en stresli kararı olmalı. Hiç aklına gelmeyen ve gelmesini istemediğin durum için adım atmak zorunda kalmak çok zor bir durum.

 

Peki nereden başlamalı?

Danışanlarıma hep sorarım:

  • -Evlilik terapistine gittiniz mi?
  • -Bireysel psikoterapi aldınız mı?
  • -Bu süreçte sizi psikolojik olarak destekleyecek olan kişiler ve motivasyon araçları neler?
  • -Çocuğunuza bu kararı nasıl açıklayacaksınız?
  • -Çocuğunuzun psikolojik yönden desteklenmesi için neler yapacaksınız/yapıyorsunuz?

 

Bunun dışında;

  • Yeni hayatınıza ekonomik anlamda hazır mısınız?
  • Hukuki süreci kiminle yürüteceksiniz?
  • Nerede yaşayacaksınız?
  • Çocuğunuzun düzeni nasıl olacak?
  • Bu sorular da yanıt bulmanız gereken sorulardan.

 

Ayrıca;

  • Tek başınıza çok büyük bir sorumluluk almaya hazır mısınız?
  • Size sorulacak tuhaf hatta canınızı yakacak sorulara ve davranışlara hazır mısınız?
  • Çocuğunuzdan gelecek sorulara ve onun bu süreçte yaşayabileceği olası durumlara hazır mısınız?
  • Peki ya, kendinize çok az vakit ayırabilmeye hazır mısınız?

 

Bu kadar soru ve soruna-ister anlaşmalı olsun, ister çekişmeli olsun- hazır olmak zordur. Bir de her ne kadar hazır olduğumuzu düşünsek de, süreci yaşamadan hiçbir şeyi bilemeyiz. Annelik zor derken, bekar anneliğin epey zor olduğu ortada. İyi haber, kendinizle daha sıkı dost olmanız için harika bir fırsat. Büyümek için, insanları ve hayatı tanımak için çok iyi bir deneyim boşanma… Sancılı süreci atlatırken içinizden 10 kaplan gücünde bir kadın çıkıyor ve anneliğin kanatları kadar sivri pençeleri olduğunu deneyimliyorsunuz.

 

Hem anne hem baba olmak terimini iddialı bulsam da; öyle oluyorsunuz işte…

 

Naifliğin yerini dirayet alıyor. 

 

Öteki taraf olmadığı için dümeni en doğru şekilde tutmak ve yol almak başta ağır gelse de, bir bakmışsınız yaşam üstadı olmuşsunuz. Hayatı bir bütün olarak görüyor ve kabul ediyorsunuz.

 

Memeden keserken içiniz erirken, aldığınız boşanma kararının bir nevi korunma kalkanı olduğunu deneyimlemek insan onurunu ve yaşam mücadelesindeki kutsallığın altını çiziyor.

 

Uzun lafın kısası, bekar anne olunca meseleleri mesele etmekten çok, meseleyi mesele olmadan önce çözmek olduğunu bilerek yaşıyorsunuz. Gün içerisinde sık sık tükenmişlik hissi tetiklense de, çocuğunuz uyuduktan sonra yerini, sessiz bir dolu dolu zafer duygusuna bırakıyor. İşte bu duygu çok şeye bedel ve paha biçilemez.

 

 

 

 

 

Aylin Anne

Aylin Anne – Aylin Çalışkan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim bölümünü bitirdi. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı başta olmak üzere çeşitli kamu kuruluşlarında insan kaynakları stajları yaptı. Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim bölümünden özel eğitim öğretmenliği sertifikası aldı ve bu branşta 12 yıl hizmet verdi. 2014 yılından bu yana rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanında rehber öğretmen olarak hizmet veriyor. STK’ larda kurucu ve gönüllü olarak çalışan Aylin Çalışkan Mart 2006’da Eğitim Bilimleri Derneği’ ni kurdu. Okulların yapısı ve işleyişiyle ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı’yla görüşmelerin gerçekleştiği bu dernek kapsamında etkinlikler gerçekleştirdi. Sabah Gazetesi Kültür Sanat bölümü ve kitap eklerinde çocuk kitapları üzerine yazdı. Daha sonra Hürriyet Aile ve Hürriyet gazetesinin internet sitesinde Aylin Anne olarak anne-çocuk, eğitim ve özel eğitim üzerine yazılar yazdı. Perşembe Anneleri isimli bir kitabı olan Aylin Çalışkan, bu kitabında özel gereksinimli 15 çocuğun annesiyle yaptığı röportajları bir araya getirmiştir. 2010 yılında çiçeği burnunda bir anneyken açtığı bloğunu herkese iyi içerik sunmak üzere revize edip tekrar yayına almıştır. Blog, köşe, kitap yazarı, eğitimci, rehber-psikolojik danışman olarak kariyerine devam etmekte olan Aylin Çalışkan fotoğraf, yoga, astroloji ve pek çok spritüel konuyla yakından ilgilenmektedir. Bekar ve bir çocuk annesidir.

You may also like...

8 Responses

  1. brsnlbl07 dedi ki:

    Bunun devamı gelecek sanırım… Gelmeli de hatta bence(!) yazı dizini olmalı. Bilmiyorum bekar anneler ne kadar var aramızda ama gün geçtikçe çoğaldığı aşikar 😶
    Allah, o kararı almak zorunda bırakmasın, zorunlu olanlara da dirayet versin…

  2. Betül dedi ki:

    Merhaba
    44 yaşımdayken 1 yaşında bir erkek çocuk evlat edindim ve bekarım. Şimdi yavrum 6 yaşında. Şimdi 48 yaşında bir bekar anneyim ve oğlumun bir babası ve baba figürü yok. Birbirimize çok düşkünüz ama acaba ileride babasız büyümüş olmak sorun yaratır mı diye endişe ediyorum. Bana tavsiyw edeceğiniz bir şeyler var mı? Cevap verirseniz çok mutlu olurum. Selamlar
    Çok bekar anne

    • Aylin Anne dedi ki:

      Siz ennn bekar anne olmalısınız 🙂 Aldığınız karar için sizi tebrik ederim öncelikle. Birbirinize düşkün olmanız ne kadar güzel ve çocuğunuz için ne kadar gerekli bir temel. Önemli olan yakınlarıyla iyi ilişkiler kurması, ona bakan ebeveyni veya ebeveynleriyle çok iyi ilişkiler içinde olması. Anlattığınız kadarıyla sahip olduğunuz iyi ilişki onun için müthiş bir hazine…. Çok sevmeye çok öpmeye, çok koklamaya devam 🙂

  3. D.E.D. dedi ki:

    Kesinlikle katılıyorum devamı gelsin lütfen.. Hayat zor ama bir o kadar güçlendim.. Eski zayiflıklarım yok ancak zaman zaman bir omuz arıyorum..

  4. Şükriye dedi ki:

    Yaşadığınız zorlukları tahmin etmek zor değil, sizi her daim takip eden biri olarak dik duruşunuz sizin durumunuzdaki annelere örnek olmalı. Bu yüzden yeniden blog yazmanız bu kez daha çok kişi için faydalı olacaktır. Sevgiler…

  5. nvsnglr dedi ki:

    5 senelik evlilik ama yalnız ebeveynlikten sonra son 6 aydır resmen bekar bir anne olarak selam ederim. Maddi-manevi tek başına olmak, evli de olsan bekar da olsan gerçekten çok zor. Çok şükür anneanne dede yanımda ve destekçim. Tüm bekar annelerin ellerinden, gözlerinden, yanaklarından öperim. Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir